Taylan Homepage

 

 

Home

Memleketim

Duvar Yazi

Siir Kosesi

Fikralar

Bizim Aile

Home Yardim

Dogum Gunu

 

 

Siir Kösesi

 

Aksam Günesi 

Hayatim temsili bir yenilgi gösterisidir 
Okulu seven çocuklara bikkinlik getiren 
Yagmurda yalniz kalir, seyircisi yoktur 
Onun için yasamak alelade bir lükstür 

Rüzgara karsi kalem oynatir hayatim 
Damla damla buyur beyninde bir gül 
Bir siirdir ve hiç de kötü degildir 
Dizeleri birbirine iteleyerek geçer 

Sararmis bir devrimci fotografidir hayatim 
Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer 
Yalnizligi yalnizliktir ve çok siradandir 
Her hafta sonu annesini görmeye gider 

Kartpostal görüntüleri ile intihar eder 
Donar kalir bir aynada eli yüzü çiplak 
Altinci filo gibi bir seydir, isyanlar bastirir 
Yasaktir elini koynuna sokmak yasaktir 

Sonuçta bir hayattir, naftalinler kullanir 
Parasi çikmazsa gider sakal biyik birakir 
Sevgilisi yoktur ve artik sevgiside yoktur 
Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatir... 

                                                    AHMET ERHAN 


KIR UYKUSU 

Ne hostur kirlarda yazin uyumak! 
Bulutlar ufukta beyaz bir yumak, 
Agaçlar bir derin hulyaya varmis, 
Saçinda yepyeni teller agarmis. 
Bas yorgun, yaslanir yesil otlara, 
Göz dalgin, uzanir ta bulutlara. 
Ögleyin bu uyku bir araliktir, 
Saf hava bir kanat gibi iliktir. 
zaman gönülde ne varsa diner, 
Yüzlere tülümsü bir bugu iner. 
Erirken sicakta yaz kokulari, 
Ne hostur, ne hostur kir uykulari! 

                                AHMET KUTSI TECER


Hasretinden Prangalar Eskittim 

Seni anlatabilmek seni. 
Iyi çocuklara, kahramanlara. 
Seni anlatabilmek seni, 
Namussuza, halden bilmeze, 
Kahpe yalana. 
Ard- arda kaç zemheri, 
Kurt uyur, kus uyur, zindan uyurdu 
Disarda gürül- gürül akan bir dünya... 
Bir ben uyumadim, 
Kaç leylim bahar, 
Hasretinden prangalar eskittim. 
Saçlarina kan gülleri takayim, 
Bir o yana 
Bir bu yana... 
Seni bagirabilsem seni, 
Dipsiz kuyulara. 
Akan yildiza. 
Bir kibrit çöpüne varana. 
Okyanusun en issiz dalgasina 
Düsmüs bir kibrit çöpüne. 
Yitirmis tilsimini ilk sevmelerin, 
Yitirmis öpücükleri, 
Payi yok, apansiz inen aksamdan, 
Bir kadeh, bir cigara, dalip gidene, 
Seni anlatabilsem seni... 
Yoklugun, Cehennemin öbür adidir 
Üsüyorum, kapama gözlerini... 


Gökte zamansizlik hangi noktada ? 
Elindeyse yildiz yildiz hecele ! 
Hüküm yaziliyken kara tahtada 
Insan yine çare arar ecele 

                                                NECIP FAZIL 


Yön yön sarilmisim ne yana bakam ; 
Sarilan olur da saran olmaz mi ? 
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam 
Geçip de aynaya , soran olmaz mi ? 

                                            NECIP FAZIL 



Zindandan Mehmed'e Mektup 

Zindanda iki hece. Mehmed'im lafta! 
Baba katiliyle baban bir safta! 
Bir de geri adim,boynunda yafta... 
Halimi düsünüp yanma Mehmed'im! 
Kavusmak mi?..Belki ..Daha ölmedim! 
Avlu... Bir uzun yol... Tugla döseli, 
Kirmizi tuglalar alti kösli. 
Bu yol da tutuktur hapse düseli... 
Git ve gel... Yüz adim...Bin yillik konak 
Ne ayak dayanir buna ,ne tirnak! 
Bir alem ki, gökler boru içinde. 
Akil almazlarin zoru içinde 
Üstüste sorular soru içinde. 
Düsün mü, konus mu, sus mu , unut mu? 
Buradan insan mi çikar, tabut mu? 
Bir idamlik Ali vardi, asildi 
Kaydini düstüler, mühür basildi. 
Geçti gitti, birkaç günlük fasildi 
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; 
Bahçeye diktigi üç bes karanfil... 
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"! 
Çatik kas...Hükümet dedikleri zat... 
Beni Allah tutmus kim eder azat? 
Anlamaz; yazsiz, pulsuz, dilkeçem... 
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem! 
Saat bes dedi mi, bir yirticizil 
Sayim var, maltada hizaya dizil! 
Tek yekün içinde yazil ve çizil! 
Insanlar zindanda birer kemmiyet; 
Urbalarla kemik, mintanlarla et. 
Somurtus ki biçak, nara ki tokat; 
Zift dolu gözlerde karanlik kat kat... 
Yalniz seccademin yönünde sefkat 
Beni kimsecikler oksamaz madem 
Öp beni alnimdan, sen seccadem! 
Çayci getir ilaç kokulu çaydan! 
Dakika düselim, senelik paydan! 
Zindanda dakika farksiz aydan 
Karistir çayini zaman erisin 
Köpük köpük, duman duman erisin! 
Peykeler, duvara mihli peykeler 
Duvarda, baslardan yagli lekeler 
Gömülmüs duvara, bas bas gölgeler... 
Duvar,katil duvar yolumu biçtin 
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin 
Sukut... Kivrim kivrim uzaklik uzar 
Tek nokta seçemez dünyada nazar 
Yerinde mi acep, ölu ve mezar? 
Yeryüzü bosaldi habersiz miyiz? 
Günese göç varda , kalan biz miyiz? 
Ses demir, su demir ve ekmek demir... 
Istersen demirde muhali kemir. 
Ne gelir ki elden, kader bu, emir... 
Garip pencerecik, küçük daracik; 
Dünyaya kapali, Allah'a açik 
Dua, dua eller karincalanmis; 
Yildizlar avuçta, gök parçalanmis 
Gözyasi bir tarla, hep yoncalanmis 
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan bugu 
Iplik ki incecik, örer boslugu 
Ana rahmi zahir, su bizim kogus 
Karanliginda nur, yeniden dogus.... 
Sesler duymaktayim; Davran ve kogus! 
Sen bir devsin, yükü agirdir devin! 
Kalk ayaga, dimdik dogrul ve sevin! 
Mehmed'im, sevinin , baslar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalir tümsekte! 
Yarin elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün dogmus ,gün batmis , ebed bizimdir 

                                NECIP FAZIL





BIR ÇIN SIIRI 
Davaci zengin, davali yoksulsa 
Zenginden yana isler yasa 
Davaci yoksul, davali zenginse 
Davalida kalir yine nizali arsa 

Davaci da davali da zenginse davada 
Özür diler çekilir aradan kadi 

Davaci da davali da yoksulsa, bak, 
Sade o zaman iste yerin bulur hak 

                                                            CAN YÜCEL





ASK 

Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git. 
Gözlerin dururmu onlarda gidiyorlar. Gitsinler 
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin 
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmistik 
Sevgiyeydi ilk açilisi gözlerimizin sirf onaydi, 
Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun oturmustu 
Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti 
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksullugumuz 
Sanki hiç olmamisti 

Oysa kalbim iste suracikta çarpiyordu 

Surda senin gözlerindeki bakimsiz mavi, güzel lafli Istanbullular 
Surda da etin çogaliyordudokundukça laflarin dünyalarin 
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek 
Ki karaköy köprüsüne yagmur yagarken 
Birakasalar gökyüzxü kendini ikiye bölecekti 
Çünkü iki kisiydik 

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarini islatmaya 
Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz 
Seni bir kere öpsem ikinin hatri kaliyordu 
Iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük 
Yüzünün bitip vücudunun basladigi yerde 
Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra 
Sonrasi iyilik güzellik. 

                                                                CEMAL SÜREYYA 


Imge dedim adina 

Son çocukluk da bitmisti ömrümde 
Düslerim belki kis ölüsü belki yaz 
Kirlara bahar yetmese de içimde 
Yüregim nar çatlamasiydi sana kadar 
Dilimde sözcüklerin çelik dinerci 
Sesimde ölüm rengine inat asklar 

Mavilikler yasaklandi gökyüzünde 
Özgürlügü kus kanatlarinda bekledim 
Dogdugum gün adina "imge" dedim 

Sevdim bütün insanlari insan yanlarini 
Sen de seveceksin 
Dallarina su yürümüs agaçlara güleceksin 
Kar yagsa da yaktign atesler üstüne 
Atesi yüreginle körükleyeceksin 
Kus sesleri de ertelenebilir güne karsi 
Çiy de düsebilir anilarin üstüne 
En güzel ezgileri nehiragzi denizlerde 
Hep kendi sesinle türküleyeceksin 
Hüzün agaçlarinin sevinç açtigini 
Adinin sonsuz anlaminda göreceksin 

Sevdim solugunu rüzgar kilan insanlari 
Solugumu soluklarina kattim 
Bir damla ugruna gökyüzünü omuzladim 
Bir çocuk ölümleri aglatti beni 
Bir de türkülerde kalabalik ihanetler 
Gülüp geçtim yalan iktidarlar görkemine 
Ask adina sesimi sürdüm namlulara 
En büyük eylemleri söz eyledim 
Dogdugun gün adina "imge" dedim 

Sen elbette sen olacaksin biliyorum 
Sesinde yirmibirinci yüzyili dinliyorum 

Adnan Yücel 





DILEK 

Bir dilek olsam, Dilegin bir dilegi olsam. 
Yalnizca bir dilek, ona ümit verecek, yapsam, 
salsam kendimi, masum beklentilerle dolsam. 
Dedim ya bir dilek, bir dilek olsam. 

Dilek kadar masum, bilirmisin, masumdur dilekler, 
ön yargisiz, kayitsiz ve sartsiz, lazimdir dilekler. 
Erismek istedigine, mümkündür sadece, varsa dilekler. 
Dilegin de vardir içinde, dilek gibi dilekler. 

Çözmek, dilegin içindekileri, unutturmak 
dertlerini, yardimci olmak, incitmeden anlatmak. 
Iyilesmezse yaralar, merhem olmak, dilek olmak. 
Ulasmak dilege, yüregine, solmadan filizlenen gül olmak. 

                                                            Ahmet ARSLAN